Döküm Yöntemleri

27 okunma

Döküm Yöntemleri

1-) Kum Kalıba Döküm:

Kum kalıba döküm yöntemi en çok kullanılan döküm yöntemlerinden biridir. Kalıp maliyetinin düşük oluşu ve çok farklı boyutlardaki parçalarda uygulanışı sebebiyle tercih edilmektedir. Kum kalıba döküm yöntemi, makine yardımıyla kalıplama ve elle kalıplama olarak ikiye ayrılır. Döküm sırasında yer çekiminden yararlanılır ve bu yöntem, döküm parçalarının tek veya küçük çaplı seri üretimi için uygundur. Kum kalıba döküm sayesinde birkaç gramdan 400 tona kadar olan parçaların dökümü mümkündür. Kalıp kumuna çeşitli makineler kullanılarak çeşit verilir ve yerçekimi kuvvetinin etkisiyle gerçekleştirilir.

Kalıp Kumunun Özellikleri:

  • Kalıp kumu tekrar tekrar kullanılabilir (uygun nem miktarında) olmalı.
  • Gaz geçirgenliği iyi olmalı.
  • Döküm parçasının yüzey kalitesi için tane boyutu küçük olmalı.
  • Kalıp dayanımı için karışık tane yapısı olmalı.

Yaş Kum Kalıba Döküm

Kum kalıba döküm daha çok yaş kum kalıpları ile gerçekleştirilmektedir. Yaş kum; SiO2 tanecikleri, kil, su ve diğer ilavelerin meydana getirdiği plastik bir karışımdır. ’YAŞ’ terimi içerdiği nem yüzünden verilmiş olup, kuru kum karışımından olan farkını belirtmektedir.

Yaş kum kalıbın avantajları;

  • Büyük fleksibilitesi,
  • Su ve diğer ilavelerin tazelenmesi ile defalarca kullanılabilmesi,
  • En ucuz kalıplama yöntemi oluşudur.

Yaş kum kalıbın dezavantajları;

  • Kalıbın daha yüksek mukavemet ve erozyon direncine sahip olması gerektiği durumlarda
  • Daha yüksek boyut hassasiyeti ve yüzey kalitesini istendiği durumlarda tercih edilmez.

Yaş kum ile hazırlana kalıp, fırın içinde 150C-350C sıcaklığa ısıtılmış hava ile kurutularak mukavemet kazandırılır. Kalıba kurutma sonrası daha yüksek sertlik ve refrakterlik özelliği sağlanır.  Kurutmada kaybedilen zaman başlıca dezavantajı oluşturur. Yaş kum kalıp yöntemine nazaran nem kontrolü daha az kritiktir.  Ayrıca kalıbın dökümden önce bir süre beklemesi, yaş kum kalıplarda olduğu gibi kuruma ve yüzeyin gevrekleşmesi gibi sorunlara yol açmaz.

Kurutma işlemi sırasında sıcaklığın 400 C üzerine çıkılmadan yapılmasına özen gösterilmelidir. Aksi halde; bağlanmış su kaybı killerin mukavemet özellikleri üzerinde yıkıcı bir etki gösterecektir.

Kurutma kendi kendine havada değil fakat bir ısı kaynağı ile yapıldığında, sıcaklık artışına paralel olarak önemli oranda bölgesel nem konsantrasyonu meydana gelebilir. Oda sıcaklığında nem yalnız kurutulan yüzeyden dışarı çıkar. Oysa daha yüksek sıcaklıklarda nemin hareketi her iki yönde olmaktadır. Dolayısıyla bu şekildeki kısmen kurulmuş kalıplarda vakit kaybetmeden döküme geçilmelidir.

Bio Ömer Yıldız

Metalurji ve Malzeme Mühendisi Adayı/ Sakarya Üniversitesi